
Seyisler, jokeyler, at sahipleri, bahisçiler ve yarış tutkunları, Türkiye’nin köklü at yarışı kültürünün farklı yüzlerini oluşturmaktadır. Hipodromlarda ve ahırlarda geçen hikâyeler, yarışların arkasındaki emeğe ve beklentilere odaklanmaktadır. Bir seyis, özenle yetiştirdiği atın madalyalar kazanmasıyla gurur yaşamaktadır. Bir bahis tutkunu ise yanlış seçimleri sonucunda bütün varlığını kaybetmiş ve ağır bir üzüntüye kapılmıştır. Jokeyler kazanmak için tehlikeli yarışlara çıkmakta, at sahipleri emeklerinin karşılığını beklemektedir. Bahisçiler her koşuda yeni bir umut ararken, yarışseverler tribünlerde heyecanla sonucu izlemektedir. Her bölümde başka insanların hayatına girilmekte, at yarışlarının mutluluk, kayıp, tutku ve geçim mücadelesiyle kurduğu bağ anlatılmaktadır.


